Hakkımızda
Her şey bir ses sistemiyle başladı.
Herkese sevgiler, ben Özgür Şanlı. Sbarita Markasının kurucusu sevgili eşim Hayrünnisa Şanlı üretici kimliğini daha çok sevdiği ve geri planda kalmayı tercih ettiği için daha doğrusu kısaca bu görevi bana atfettiği için kuruluş hikâyemizi ben anlatmaya çalışacağım😊
Eşim Hayrünnisa ve ben aynı toprakların çocuklarıyız, her ikimiz de aslen Isparta Keçiborlu’luyuz. Benim asıl mesleğim müzik öğretmenliğiydi (ta ki pandemiye kadar) Öğretmenliğin yanı sıra İstanbul denen güzel ve büyükşehirde geçinebilmek için ek iş olarak sahneler yapmaktaydım, Hayrünnisa ise Anadolu topraklarının ona hediye ettiği kadim ve geleneksel bilgileri kısıtlı imkânlar dâhilinde kıymetli kullanıcılarımıza ulaştırmaktaydı.
Sözü çok uzatmadan gelelim hikâyemize, evet doğru okudunuz, her şey bir ses sistemiyle başladı. Pandemide müzik öğretmenliği yapıyordum nedense içime bir sıkıntı düştü ve eşim Hayrünnisa Şanlı’yı aradım “ bugün okulda acil bir toplantı yapıldı, bu iş uzayacak gibi 1 hafta ara tatil var, memlekete gidelim akabinde döneriz” dedim. Yanımıza az bir kıyafet ve çocukları da alarak düştük memleket yoluna. Biraz akraba yanında idare ettik baktık böyle olmayacak rahmetli dede evini onararak kendimize yurt eyledik. Hepinizin bildiği ve yaşadığı gibi küresel zihniyet bizi adeta evlerimize hapsetti ve bizlerden modern mahkûmlar inşa eyledi. Derken uzaktan eğitim denen bir formül bulundu ve herkes çok zor bir süreç başladı.
Memlekette olmamız hasebiyle toprak gibi çok kıymetli bir hazineye sahiptik, Âşık Veysel tabiriyle toprağı kendimize dost eyledik ve kendimize küçük çaplı bir sera yaptık hatta bu sera videoları Youtube kanalımdan izleyebilirsiniz.
Bu uzun girişten sonra gelelim asıl meseleye. Dedim ya pandemi öncesi sahneler yapıyordum diye orada da hayatımın başka bir güzel ismi Gökhan Erden ismini anmadan edemem. Kısıtlamalar gelmeden önce haftada 2 gün olacak şekilde canlı müzik yapmak için planlarımızı yapmıştık ve dönemin en güzel ses sistemlerinden birini almıştık. Pandemi olupta her şey alt üst olunca Gökhan Kardeşim “hocam şu ses sistemlerini al benim işime yaramaz, zaten gördükçe sinirim bozuluyor” dedi ve adeta bu sistemi yok pahasına bana hediye etti.
Sevdiğimiz bir büyüğümüz olan Erdoğan Altın Lavanta Diyarı Kuyucak’taki standını bize emanet etti “çocuklar burayı kendi yeriniz gibi görün, eti de sizin kemiği de “ diyerek bizi başka bir sektöre taşıdı. Baktık ki biz insani ilişkiler konusunda fena değiliz ve yeni insanlarla tanışmayı çok seviyoruz bu işi daha değişik bir boyuta taşıdık. Kuyucak’ta her şey iyi güzeldi ancak gelen turistler daha güzel ürünleri hak ediyordu. Bu konuda başladık araştırma yapmaya ve şu soruyla yola çıktık “en iyi lavanta cinsi nedir ve nerede yetişir” Burada da yine başka güzel bir hikâyeye sahip olan sevgili Serkan Köse Kardeşimle yolumuz kesişti. Serkan Köse, çok bilindik bir bankanın üst düzey yöneticilerinden biridir. Ama onun hikâyesini özel kılan, beyaz yaka olarak tabir edilen birinin özgürlüğünü toprakta aramasıdır. Ez cümle lavanta bizi Serkan Kardeşimle buluşturdu. Kendisine, sosyal medya aracılığıyla içinde bulunduğum durumu anlattım ve şu cümleyle bitirdim “Değerli Serkan Köse Bey, uzun ve güzel bir yolculuğa çıkmak gayretindeyiz ancak maddi imkânsızlıklar dâhilinde hareket etmek bizi çok yordu. Elimizde sermaye olarak profesyonel ses sisteminden başka bir şeyimiz yok, bu sistem karşılığında bize hammadde vermeyi düşünürseniz numaramı yolluyorum. Sabırla buraya kadar okuduğunuz için çok teşekkür ederim”
İşte ertesi gün gelecek telefon bu Sbarita’nın başlangıcı oldu.
Sabırla okuduğunuz için hepinize çok teşekkür ederiz😊
